arka bahçe · tiyatro

Batuname’ye Ne Hacet?

Merhaba.

İnsanda oyun oynama isteği can sıkıntısından ötürü doğuyorsa, 1987’den beri sıkılıyorum. O vakitlerden beri kendim için oyun oynarım. İşi büyütüp de seyredenler için oyun oynama isteğim, etrafımdaki insanların sıkılmayı kanıksamasına denk gelir. Tiyatroculuk insanlara ilginç geliyor; çünkü ne kadar sıkıldıklarının ve sıkıcı olduklarının farkında bile değiller. İnsanın çocukken yaşamın sıkıcılığına ve saçmalığına karşı koyma biçimi oyundur ve insanların çoğu büyüyünce saçmalamaya başlar. İşte biz tiyatrocular, can sıkıntısına karşı özünü kaybetmiş büyükler dünyasının can simitleriyiz. Eğer hal böyleyse, çocuklar ve gençler için tiyatro yapmak da, onların büyüleyici yönlerini kaybetmeden gelişmelerine katkıda bulunmak diyebiliriz.

Yine de bu kadarı, bir günlük tutmaya yani bu yolculuğu kayıt altında tutmak için yeterli değil. Benim yolculuğumu özel ve sanırım ben öldükten sonra incelenmeye değer kılacak şey, tiyatronun ülkemizdeki en lanetli alanına gönül vermiş olmam: Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu. Bu alanda iş üretmeye kalktığınızda görüyorsunuz ki, oyuncular bu tür oyunlarda oynamaktan nefret ediyorlar, yönetmenler mecbur kalmadıkça ya da paraya muhtaç kalmadıkça işe el atmıyorlar, tiyatro yöneticileri yaptığınız işi sanat olarak görmüyor ve insanların çoğu sizinle dalga geçiyorlar. Bittecrübe sabittir ve her birinden yeri geldikçe bahsedilecektir. Ülkemizin çocukları, dünyadaki tüm çocuklar gibi izlemeye değer bir tiyatroyu hakediyorlar ve bu türde bir tiyatronun yokluğu, onu gerçekleştirmeye kalktığınızda yolculuğu özel kılıyor.

Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu yapmak istediğimi, kariyerimi buna adamak istediğimi, işin bu yönüne gönül verdiğimi farkettikten sonra yolculuğum deneyimlerle dolu hale geldi. Bense birkaç nedenle bu deneyimleri ve edinilen fikirleri yazmak istedim. Çünkü ülkemizde son derece güdük olan Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu alanında tam manasıyla bu alan ustası/üstadı olan bir kişi bile yok. Çünkü kıymetli akademisyenlerimiz var; lakin kendi korunaklı alanlarından çıkıp iş üretmenin riskli ve ödün vermeniz gereken deryasına adım atmıyorlar. Çünkü yönetmenlerimiz var; lakin bazısı işin sanat yönünden bazısı pedagojik/bilimsel yönünden ödün vermeden işi yürütemiyorlar. Bunu başarabilenler ise, işe küstürülmüş konumdalar. Çünkü bu alanda ekonomik kaygılar nedeniyle sanatsal yönlerden feragat etmeksizin iş üretecek yekpare bir tiyatromuz yok. Oyuncularımız ise, çoğunlukla, memleketimiz çocukları için tiyatro yapmaktan nefret ediyorlar. Benim hedefim ise, Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu alanında eğitim almak ve bundan elli yıl sonra genç tiyatroculara eğitim verebilecek yetkinliğe sahip olmak, bu alanda değerli ürünler ortaya koymak ve nihayetinde ülkemizin sanat mirasında Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu adına hatırı sayılır bir gelişime katkı sağlamış olmak. Bu güncede paylaşacağım anılar, deneyimler ve fikirler hedeflerime varırsam eğer ilham verici olabilir, bu yolculuğa tanık olan ya da olmak isteyenler için okuması keyifli olabilir ve kimseye dokunmasa da bana yolumdan sapmadan yürümem için cesaret verebilir.

Bu blog, “TİYATRO” başlığında Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu için üretmenin yolculuğunda yaşananlardan aklıma ve gönlüme varanları, “ARKABAHÇE”de ise bu yolculuğa ilham veren sanat eserlerini, anıları, yolumu aydınlık eden hayalleri paylaşacağım bir efendi güncedir. Batuname’ye hoş geldiniz.

Batuhan Yalçın

Reklamlar