tiyatro

Hayallerime İlk Adım: Berlin

Bu yazı, 89 gün önce yazıldı. Berlin günlüğü ise pek yakında, bu sayfada.

30 gün sonra, Berlin’e gidiyorum.
Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu üzerine çalışmalar yapmak amacıyla, “Devlet Tiyatroları” ile “Deutsches Theater, Berlin” arasındaki anlaşma kapsamında bir yolculuk. Kulağında Harry Potter dövmesi olan çocuk, Almanya’ya gidiyor. Amacı ise, masal ile sahne geleneğinin birleştiği noktaları daha iyi öğrenerek memleket çocuklarına masallar izletmek. İşte, hikayem.

Sağolsun, Devlet Tiyatrosu. 2004 yılından bu yana, Devlet Tiyatrolarında farklı görevlerle çalışmaktayım. Bir sürü oyunda oyuncu, yönetmen yardımcısı, dansçı, yönetmen olarak yer aldım. Bu tecrübeler sayesinde bir şey farkettim: Hayatta hiçbir şey, beni çocuk tiyatrosu yapmaktan daha mutlu ve heyecanlı kılmıyor. Sahnede bir masalın parçası olmak veya sahneye bir masalı aktarmak, hayatımda olabilecek en muhteşem şey. 11 yıllık DT macerası, bana sunduğu imkanlar, benim kendimi keşfetmemi sağladı. 2013 yılının Ekim ayında bunu farkettiğimde, aşmam gereken engellerin tam olarak farkında değildim. Ancak hep yaptığımı yaptım ve yürüdüm. İşin duygusal yanı, böyle.

Türk Tiyatrosu dediğimizde, Asya’dan Anadolu’ya göçen ve Selçuklu ile Osmanlı mirası taşıyan Türklerin geleneklerine dayalı tiyatroları ve Tanzimat-Meşrutiyet-Cumhuriyet süreci ile birlikte Modern Batı Tiyatrosunu da kapsayan kapsamlı bir sanat aklımıza gelmeli. Türkler hem Geleneksel Türk Tiyatrosu örneklerini başarıyla sergilemekte hem de Batı Tiyatrosu örneklerini layıkıyla sahnelemektedirler. Aktörlerimiz hünerli insanlar. Ancak, ülkemizde Çocuk Tiyatrosu, yerlerde sürünüyor. Sanatçılarımız bu türü küçümsüyor ve kendilerine çocuk oyunu yazıldığında bunu cezalandırma olarak görüyorlar. Bu nedenle ilerlememiz durmuş bulunuyor. 78 milyonluk ülkede, DT, 1,5 milyon seyirciye ulaşıyor ve seyirci profilimiz aynı sosyo-ekonomik sınıftan insanlardan oluşuyor. Devletin tiyatrosu olduk ama toplumun tiyatrosu olamadık. Bunun için Çocuk Tiyatrosu özelinde çok kapsamlı çalışmalar yürütmek ve yeni bir seyirci nesli yetiştirmek zorundayız. Bunlar da işin teknik yanı.

2013 Aralık gelip çattığında bu duygu ve düşüncelerle, üç yere ulaşmaya çalışmıştım. Viyana Devlet Konservatuvarı, Krups Tiyatrosu ve İsrail Eğitim Bilimleri Akademisi. Viyana’daki okulun yetkilisiyle bir telefon görüşmesi bile yaptım ve beni davet etmekten memnuniyet duyacaklarını söylediler. Artık kararımı vermiştim. Çocuk Tiyatrosu üzerine, bu konuda gelişmiş ülkelerden birinde bir eğitim sürecine girmeliydim. Bu gelişmeleri, o dönem DT Genel Müdürü olan Mustafa Kurt ile paylaştım. Van, Merit Otel’de yemek yiyorduk. Ben, müdürümüz Demet, GM Mustafa Kurt ve GM Yrd Ercan Serin. Bunları GM’ye anlattığımda güldü ve yardımcısına döndü, “Oyuncularımız hep mi deli olacak? Hiç bizim akıllı bir oyuncumuz olmayacak mı?” dedi. Birebir bu cümleyi ifraz etti ve gülmeye devam etti. Ardından bunun doğru olmadığını ve 6 yıllık bölge görevim bittikten sonra bunu yapmak istersem yardımcı olabileceğini söyledi. Bu anı, hayatım boyunca, unutmayacağım. Bu kadar kırıldığımı ve aşağılandığımı hatırlamıyorum. Yürümeye devam ettim.

2014 Kasım geldiğinde, Mustafa Kurt görevden alındı ve yerine Necat Birecik GM olarak atandı. Kendisiyle ve yardımcısıyla bir görüşme yaptım. Yukarda anlattıklarımı yeniden ve ona da anlattım ve ekledim, “3500 yıldır devlet kuran bir milletin kendi çocuklarına anlatacak masalları yok mu?”
Onlardan topril istemediğimi, tayin istemediğimi, dizi çekmek için izin istemediğimi sadece ve sadece DT yasasında olan bilgi-görgü maddesi kapsamında eğitim görmek ve Çocuk Tiyatrosu üzerine uzmanlaşmak istediğimi söyledim. Beni anladıklarını ve bu konu ile ilgileneceklerini söylediler. İnanmaktan korktuğumu çünkü daha önce kimseden destek görmediğimi anlattım. Bekle ve gör öyleyse, dediler. Bir ay sonra, kuliste çocuk oyununa çıkmak üzere hazırlanırken telefonum çaldı. ETC kapsamında bir anlaşma ile beni Deutsches Theater, Berlin’e göndereceklerini söylediler. Koşarak tiyatronun dışına, caddeye çıktığımı hatırlıyorum. O anki sevincimi hayatım boyunca unutmayacağım. Sadece bir ay için gönderiyorlardı. Bahsi geçen tiyatronun Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu üzerine özel bir birimi olduğunu, bu konuda ilerlemiş olduklarını anlattılar. Üstelik repertuvarları da Krups gibi gerçekçi oyunlar değil, Polonya’daki tiyatrolar gibi kukla ağırlıklı değil, Hope Street gibi performansa dayalı değil masallar ve fantastik ögelerle bezeli oyunlar üzerine kuruluydu. Bu bir ay boyunca sistemi, yapılanmalarını, çalışmalarını incelememi ve buradan hareketle iş yapmamı istiyorlardı. Aynı anlaşma kapsamında bir aktör de daha sonra buraya bir ay gelecek ve belki de ortak bir proje üretebileceğiz. Tarih, 1 Mayıs 2015 – 1 Haziran 2015 arası olarak belirlenmişti. Belki kısa bir süre; lakin benim gibi yıllardır istediği işler için her türlü çabayı gösteren biri için muazzam yeterlikte bir ilk adım. Yürümeye devam ediyorum ve edeceğim.

Çok heyecanlıyım. Yazışmalar ve her bir şeyler, DT’nin ilgili biriminde çalışan ve bu hayal için en az benim kadar çaba sarfeden Burcu’nun da hayli samimi uğraşları sayesinde, tamamlandı. Uçak biletim bile alındı. Her şey, hazır. Şimdi istikamet Berlin. Üç yıldır aklımda yapmak istediğim oyunlarla ilgili muazzam imgeler dolanıyor. Oyun yapılır; lakin oyunların doğru seyirciye, doğru amaçlarla ulaşması için çok ciddi bir yapılanma ve bilgi birikimi lazım. Hedefim, bunda 30 yıl sonra, ülkemizde Çocuk Tiyatrosunu dünya çıtasına çıkarmaya katkı sağlamış olmak. Aralık ayından bu yana dilimizde Çocuk Tiyatrosu üzerine yazılmış ve çevrilmiş olan tüm kitapları ve masallar, mitler, canavarlar, efsaneler, yaratıklar üzerine bir sürü kitabı okuma imkanım oldu. Kendimi Berlin’e hazır hissediyorum. Heyecanlıyım.

Cebimde hayallerimle, Berlin’e gidiyorum. 2012 yılında sağ kulağıma Harry Potter’ın şimşek biçiminde yara izini dövme olarak yaptırdım. Bu aynı zamanda Thor’un simgesiydi ve Patti Smith’in Çoluk Çocuk adlı kitabında geçen bir anıdan da esinlenilmişti. Bu üç önemli imgeyi temsilen yaptırdığım simgenin benim ruhumda tek bir manası var. Dövmemi her gördüğümde kendime şunu hatırlatmaktı amacım: Sakın vazgeçme ve yürümeye devam et. Hayallerin için, devam et.
Yürüyorum.

K. / 10.210

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s